Karar, 29 Eylül 2026 tarihli ve 33385 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. AYM İkinci Bölümü, Gülşah Kale başvurusunda (B. No: 2022/90210) kararı 8 Nisan 2026’da oy birliğiyle verdi. Karar, iş güvencesindeki “6 aylık kıdem” şartının nasıl hesaplanacağı konusunda önemli ipuçları içeriyor.
İş güvencesi için 6 aylık kıdem şartı nedir?
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi iş güvencesini düzenliyor. Buna göre 30 veya daha fazla işçi çalışan bir işyerinde en az 6 aylık kıdemi olan işçi, geçerli bir sebep olmadan işten çıkarılamıyor. Belirsiz süreli sözleşmeyle çalışan bu işçiler, haksız yere çıkarılırsa işe iade davası açabiliyor.
Kıdemi 6 aydan az olan işçi ise bu korumadan yararlanamıyor. Bu yüzden 6 ayın dolup dolmadığı, işe iade davalarında çoğu zaman sonucu belirleyen konu oluyor.
Bankada yatırım uzmanıydı, fesih yazısı raporluyken geldi
Başvurucu, 15 Mart 2021’de bir bankada yatırım uzmanı olarak işe başladı. Birlikte yaşadığı kız kardeşi ve babası COVID-19’a yakalandı. Temaslı olduğu için kendisine de 5 Eylül-18 Eylül 2021 arasında rapor verildi.
Banka, 13 Eylül 2021 tarihli fesih ihbarnamesiyle iş sözleşmesini sona erdirdi. Gerekçe olarak performans düşüklüğünü gösterdi. Bu tarihte başvurucunun 6 aylık kıdemi dolmak üzereydi. Dolmasına yalnızca 2 gün vardı. Fesih yazısı ise başvurucuya 18 Eylül 2021’de tebliğ edildi.
Başvurucu, İstanbul 11. İş Mahkemesinde işe iade davası açtı. Fesih yazısını eline aldığı tarihte 6 ayı doldurduğunu söyledi. Savunmasının alınmadığını, önceden bir uyarı da yapılmadığını belirtti. Bankanın, iş güvencesinden yararlanmasını engellemek için kötü niyetle davrandığını ileri sürdü.
Banka ise sözleşmenin 13 Eylül 2021’de sona erdiğini savundu. Bu nedenle 6 aylık kıdem şartının oluşmadığını, davanın reddedilmesi gerektiğini bildirdi.
İş mahkemesi işe iade kararı verdi
İstanbul 11. İş Mahkemesi, 17 Şubat 2022’de davayı kabul etti. Mahkeme, sözleşmenin kıdem şartının dolmasına 2 gün kala ve işçi raporluyken feshedildiğini tespit etti. Fesih ihbarnamesinin de 18 Eylül 2021’de tebliğ edildiğini dikkate aldı. Bu feshin, işçinin iş güvencesinden yararlanmasını engellemek amacıyla yapıldığı ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu sonucuna vardı.
Mahkeme ayrıca feshin şekil yönünden de hatalı olduğunu belirtti. Performansa dayalı fesihte işçinin savunması alınmalıydı, ancak alınmamıştı. Banka, performans düşüklüğünü de ispat edememişti. Mahkeme, feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar verdi. İşe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminatı 4 aylık ücret olarak 43.666,04 TL belirledi. Boşta geçen süre için de en çok 4 aylık ücret ve diğer haklardan oluşan 34.369,08 TL’nin ödenmesine hükmetti.
İstinaf mahkemesi “6 ay emredici kural” dedi, davayı reddetti
Banka, karara karşı istinaf yoluna başvurdu. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 24 Haziran 2022’de bankayı haklı buldu. İlk derece kararını kaldırdı ve davayı kesin olarak reddetti.
İstinaf Dairesine göre işçinin kıdemi 5 ay 28 gündü ve bu konuda taraflar arasında anlaşmazlık yoktu. Daire, 6 aylık kıdem kuralının emredici olduğunu vurguladı. İşverenin kötü niyetli davranmasının bile bu sonucu değiştirmeyeceğini söyledi. İşçinin ancak ayrı bir kötü niyet tazminatı davası açabileceğini belirtti.
AYM: İstinaf mahkemesi kendi gerekçesiyle çelişti
Başvurucu, bu karar üzerine AYM’ye bireysel başvuruda bulundu. AYM, iddiaları Anayasa’nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkı kapsamında “gerekçeli karar hakkı” yönünden inceledi. Bu hak, mahkemelerin davanın sonucunu değiştirebilecek önemli iddialara makul bir cevap vermesini gerektiriyor.
AYM, istinaf kararındaki çelişkiye dikkat çekti. İstinaf Dairesi gerekçesinde bir yandan şu tespitlere yer vermişti: İşverenin, işçinin iş güvencesinden yararlanmasını engellemek için sözleşmeyi 6 ayın dolmasına birkaç gün kala feshetmesi dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle geçersiz sayılabilir. 6 aylık süre bireysel ya da toplu sözleşmeyle kısaltılabilir, hatta kaldırılabilir, çünkü bu kural “nispi emredici” niteliktedir.
Aynı karar, diğer yandan bu açıklamalara ve Yargıtay içtihadına aykırı biçimde, kuralın kesin emredici olduğunu vurgulamıştı. AYM’ye göre İstinaf Dairesi, ilk derece mahkemesinin vardığı sonucun neden yanlış olduğunu ilgili ve yeterli bir gerekçeyle açıklamadı.
Fesih bildiriminin tebliğ tarihi ve sağlık raporu cevapsız kaldı
AYM, istinaf kararında yanıtsız kalan iki önemli noktaya daha işaret etti. Bunlardan ilki fesih bildiriminin tebliğ tarihi oldu. Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre 6 aylık sürenin, fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarihte doldurulmuş olması gerekiyor. İstinaf Dairesi de kendi gerekçesinde bu ilkeye yer vermişti. Ancak fesih yazısının 18 Eylül 2021’de tebliğ edildiğini ve bu tarihte sürenin dolduğunu kabul eden ilk derece kararına makul bir cevap vermedi.
İkinci nokta ise sağlık raporuydu. Yargıtay, devamsızlığın geçerli bir nedene dayandığı durumlarda fesih ihbarnamesinin rapor bitiminde sonuç doğuracağını kabul ediyor. İş mahkemesi de 6 aylık kıdemi hesaplarken sağlık raporunu dikkate almıştı. İstinaf Dairesi ise bu değerlendirmeye karşı herhangi bir gerekçe ortaya koymadı.
AYM, başvurucunun davanın sonucunu değiştirebilecek iddialarının istinaf kararında karşılanmadığı sonucuna vardı. Bu nedenle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine hükmetti.
Yeniden yargılama yapılacak, dava sonucu yerel mahkemeye ait
AYM, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına karar verdi. Kararın bir örneği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesine iletilmek üzere İstanbul 11. İş Mahkemesine gönderilecek. Başvurucuya 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücreti olmak üzere toplam 40.664,10 TL yargılama gideri ödenecek.
AYM kararında bir hususun da altını çizdi. İhlal kararı, davanın mutlaka kabul ya da reddedilmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Delilleri değerlendirip sonuca ulaşma yetkisi yine derece mahkemelerine ait. Yeniden yapılacak yargılamada İstinaf Dairesinin, başvurucunun tebliğ tarihi ve sağlık raporuna ilişkin iddialarını gerekçeli biçimde karşılaması gerekecek.



