1. Haberler
  2. İş Hukuku Yargıtay Kararları
  3. Arabuluculuk son tutanağı işe iade davasında ne kadar önemli? AYM’den emsal karar

Arabuluculuk son tutanağı işe iade davasında ne kadar önemli? AYM’den emsal karar

featured
anayasa mahkemesi
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Anayasa Mahkemesi, özel güvenlik görevlisi Ulaş Özel’in işe iade davasında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Bölge Adliye Mahkemesi, arabuluculukta işe iade konusu görüşülmedi diyerek davayı reddetmişti. Oysa arabuluculuk son tutanağında işe iade talebi yazılıydı. Karar 21 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Dosya, yeniden yargılama için İzmir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilecek.

Özel güvenlik görevlisinin işine son verildi, İzmir 11. İş Mahkemesi işe iade davasını kabul etti

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 3 Mart 2026’da 2022/82055 başvuru numaralı kararı oybirliğiyle verdi. Başvurucu Ulaş Özel, bir güvenlik şirketinde özel güvenlik görevlisi olarak çalışıyordu. İş sözleşmesi feshedilince İzmir 11. İş Mahkemesinde işe iade davası açtı.

Mahkeme davayı kabul etti. Alt işverenin yaptığı feshin geçersiz olduğuna ve başvurucunun işe iadesine karar verdi. Gerekçesinde, işverenin görev yeri değişikliğini ve yeni görev yerindeki özlük haklarını 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesine uygun şekilde bildirmediğini yazdı. Bu nedenle feshi geçerli saymadı.

Mahkeme ayrıca tazminat da belirledi. İşveren süresi içinde işe başlatmazsa başvurucuya dört aylık ücret tutarında, yani brüt 11.772 TL tazminat ödenecekti. Kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aylık ücret ve diğer haklar için de brüt 12.067,76 TL ödenmesine hükmedildi. Ödenen ihbar ve kıdem tazminatı bu tutarlardan düşülecekti. Asıl işveren ile alt işveren bu alacaklardan birlikte sorumlu tutuldu.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi “arabuluculuğa işe iade konu edilmedi” diyerek davayı usulden reddetti

Alt işveren ve asıl işveren bu karara karşı istinaf yoluna gitti. İstinaf, üst mahkemeye yapılan başvuru demek. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, işverenlerin başvurusunu kabul etti. İlk mahkemenin kararını kaldırdı. Davayı, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddetti.

Dava şartı, davanın esasının incelenebilmesi için önce yerine getirilmesi gereken şart demek. İş davalarında bu şart, arabulucuya başvurmak. Usulden red ise mahkemenin davanın içeriğine hiç girmeden dosyayı kapatması anlamına geliyor.

Daire, kararında Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 23. maddesine dayandı. Bu maddeye göre 2 Haziran 2018’den sonraki başvurularda, hangi alacak veya tazminat kalemlerinde anlaşma sağlandığını ya da sağlanamadığını açıkça göstermeyen son tutanağa göre dava şartı yerine getirilmiş sayılmıyor. Daire, işe iade talebinin arabuluculuğa konu edilmediğini söyledi. Arabuluculuk başvuru formunda da işe iade seçeneğinin işaretlenmediğini belirtti.

Başvurucunun vekili, son tutanakta işe iade ifadesinin yer aldığını hatırlatmıştı. Tutanakta bu ifade kısaltılmış şekilde “g. adamı işe iade b.” olarak yazılıydı. Daire bu itirazı kabul etmedi. Başvurucunun gemi adamı olmadığını da ifade etti. Sonuç olarak işe iade talebinin arabuluculuk sürecine girmediği kanaatine vardı.

Arabuluculuk son tutanağında işe iade yazıyordu: Başvurucu Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yaptı

Başvurucu, kesinleşen kararı 19 Temmuz 2022’de öğrendi. 18 Ağustos 2022’de Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu. Son tutanakta işe iade yazmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesinin davanın esasını incelemeden reddettiğini söyledi. Adil yargılanma hakkının, mahkemeye erişim hakkının ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini savundu.

Anayasa Mahkemesi başvuruyu mahkemeye erişim hakkı yönünden inceledi. Mahkemeye erişim hakkı, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak haklarını arayabilmesi demek. Bu hak, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altında.

Olayda başvurucu, iş sözleşmesi feshedilince 18 Şubat 2020’de arabuluculuk başvuru formunu İzmir Arabuluculuk Bürosuna verdi. Formda dava türü ve işçi alacakları arasında birçok kalem sayıldı. İlk oturum 24 Şubat 2020’de yapıldı. İşverenler toplantıya katılmadı. Aynı gün tutanak imzalandı ve karşı tarafın katılmaması nedeniyle anlaşma sağlanamadığı yazıldı. Başvurucunun vekili son tutanağa alacak kalemlerini tek tek yazdırdı. Bunların arasında “işe iade”, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti de vardı.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda arabuluculuk dava şartı: Anayasa Mahkemesi kuralın meşru amacını kabul etti

Anayasa Mahkemesi önce dava şartı nedeniyle verilen red kararının mahkemeye erişim hakkına müdahale olduğunu belirtti. Bu müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesindeki şartlara uyması gerekiyor. Yani müdahale kanunla öngörülmeli, haklı bir sebebe dayanmalı ve ölçülü olmalı.

Mahkeme, müdahalenin kanuni dayanağı olduğunu söyledi. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesine göre işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade davalarında arabulucuya başvurmak dava şartı. Arabulucuya başvurulmadan dava açılırsa mahkeme davayı usulden reddediyor.

Anayasa Mahkemesi bu kuralın meşru bir amacı olduğunu da kabul etti. Amaç, iş uyuşmazlıklarının yargıya taşınmadan daha kısa sürede, daha az masrafla ve eşit şartlarda çözülmesi. Ayrıca arabuluculuğa başvurma zorunluluğunun hak aramayı imkânsız hâle getirmediğini hatırlattı. Çünkü taraflar süreci istedikleri zaman bitirebiliyor. Anlaşma olmazsa yargı yolu açık kalıyor.

Yargıtay da bu konuda içtihat geliştirmişti. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2 Haziran 2018’den sonraki başvurularda dava şartının son tutanağa göre değerlendirilmesi gerektiğini kabul ediyor. Mahkeme bu yönde 14 Mayıs 2024 ve 22 Mayıs 2024 tarihli iki karara atıf yaptı. Yani asıl sorun kuralın kendisi değil, kuralın somut olayda nasıl uygulandığıydı.

“Aşırı şekli yaklaşım”: Anayasa Mahkemesi mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verdi

Anayasa Mahkemesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 17. maddesine dikkat çekti. Bu maddeye göre son tutanak, tarafların beyanına göre hazırlanıyor. Tutanakta tarafların işe iade konusunda anlaşamadığının imzayla yazılması, arabuluculuğa başvurunun yapıldığının kanıtı sayılıyor.

Somut olayda 24 Şubat 2020 tarihli son tutanakta işe iade, görüşmelere konu edilen bir husus olarak yazılmıştı. Ayrıca başvurucu işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretini de talep etmişti. Bunlar, feshin geçersizliğine bağlanan mali sonuçlar. Anayasa Mahkemesine göre bu nedenle işe iadenin arabuluculuk görüşmelerine girmediğini söylemek mümkün değildi.

Anayasa Mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının başvurucunun dava açmasını zorlaştırdığını kaydetti. Kararın arabuluculuk şartına ilişkin kurallar bakımından aşırı şekli bir yaklaşım gösterdiğini belirtti. Mahkemeye göre Bölge Adliye Mahkemesinin yorumu, mahkemeye erişim hakkına yönelik katı bir yorumdu. Bu yorum başvurucuya ağır bir külfet yükledi. Külfet, hedeflenen meşru amaçlarla karşılaştırıldığında ölçülü değildi.

Yeniden yargılama, tazminat talebinin reddi ve 40.664,10 TL yargılama gideri: Karar sonucunda ne olacak?

Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Kararın bir örneğini, yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine (E.2022/858, K.2022/1252) iletilmek üzere İzmir 11. İş Mahkemesine (E.2020/115, K.2022/29) gönderdi. Yeni yargılamada mahkeme, Anayasa Mahkemesinin gerekçelerine uyarak yeni bir karar verecek.

Burada önemli bir nokta var. Bu karar, işe iade davasının kazanıldığı anlamına gelmiyor. Anayasa Mahkemesi, hak ihlali kararından davanın sonucuyla ilgili bir sonuç çıkarılmaması gerektiğini belirtti. Yani ihlal kararı, mahkemenin davayı kabul etmesi ya da reddetmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Delilleri değerlendirme ve sonuca varma yetkisi, yeniden yargılamada da ilgili mahkemelere ait. Şimdilik değişen tek şey, davanın “arabuluculuğa başvurulmadı” gerekçesiyle esasına girilmeden reddedilemeyecek olması.

Başvurucu, 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat da istemişti. Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağını belirterek tazminat talebini reddetti.

Bununla birlikte 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama gideri başvurucuya ödenecek. Ödeme, karar tebliğ edildikten sonra başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvurduğu tarihten itibaren dört ay içinde yapılacak. Gecikme olursa yasal faiz uygulanacak. Kararın bir örneği Adalet Bakanlığına da gönderilecek.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Arabuluculuk son tutanağı işe iade davasında ne kadar önemli? AYM’den emsal karar
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

İşçi Danışmanlık ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!