Her şey, bir çalışanın emeklilik hakkını elde ettiğini düşünerek 18 Haziran 2014 tarihinde işyerinden istifa etmesiyle başladı. Ancak SGK, başlangıçta çalışanın emeklilik için gerekli olan yirmi günlük çalışmasının eksik olduğunu bildirdi. Bu durum üzerine çalışan, SGK’ya başvurarak kayıtların düzeltilmesini talep etti. SGK, hatayı düzelterek 18 Temmuz 2014’te çalışanın kıdem tazminatı alabileceğine dair yazıyı verdi.
-
SGK’dan emeklilik yazısını alamadığı için kıdem tazminatı alamadı
Ancak işveren, bu süreçte yaşanan belirsizlik nedeniyle kıdem tazminatını ödemedi. Çalışan, hakkını aramak için Denizli 4. İş Mahkemesi’nde SGK aleyhine dava açtı. Mahkeme, 17 Şubat 2016’da çalışanı haklı bularak davanın kabulüne karar verdi.
Yargıtay’ın Çelişkili Kararları Süreci Tıkadı
SGK’nın kararı temyiz etmesi üzerine dosya Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’ne gitti. Yargıtay, 4 Kasım 2018’de verdiği kararla yerel mahkemenin kararını bozdu. Bozma gerekçesi olarak, çalışanın SGK’dan aldığı “kıdem tazminatı alabilir” yazısını işverene sunması gerektiği, bu sunulmadığı için işverenin fesih iradesinin emekliliğe dayanmadığı gösterildi. Bu bozma kararı üzerine Denizli 3. İş Mahkemesi, davayı reddetti ve bu karar Yargıtay tarafından 13 Ekim 2020’de onanarak kesinleşti.
Anayasa Mahkemesi “Dur” Dedi
Tüm iç hukuk yollarını tüketen çalışan, son çare olarak Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Başvuruyu esastan inceleyen Yüksek Mahkeme, süreçte yaşananları “adil yargılanma hakkı” ve “hukuki güvenlik ilkesi” açısından mercek altına aldı.
AYM, Yargıtay’ın aynı konuda daha önce verdiği kararlarla çelişen bir şekilde, çalışanın aleyhine bir yorum benimsemesini eleştirdi. Yüksek Mahkeme, yargı kararlarının öngörülebilir ve tutarlı olması gerektiğini, mahkemelerin kendi içtihatlarıyla çelişerek vatandaşları mağdur edemeyeceğini belirtti. Kararda, başvurucunun yargısal süreçte karşılaştığı farklı muamelenin, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini ihlal ettiği ve bu durumun adil yargılanma hakkını zedelediği sonucuna varıldı.
Anayasa Mahkemesi, bu gerekçelerle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vererek, yeniden yargılama yapılması için kararın bir örneğini ilgili mahkemeye gönderdi. Ayrıca, başvurucuya 79.832,37 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti.
Bu karar, özellikle emeklilik sürecinde SGK ve işveren arasında yaşanan uyuşmazlıklarda, yargı kararlarının tutarlılığının ve vatandaşın hukuki güvenliğinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
20 Şubat 2026 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan AYM kararı için
tıklayınız.
Post Views: 491